|
|
|
Atatürk |
Atatürk'ün Mektupları |
MİRALAY
FAHRETTİN (ALTAY) BEY'E MEKTUBU Sivas 8 Aralık 1919
Muhterem kardeşim,
Şemsettin Beyden sonra Hüseyin Beyin de Sivas'a gönderilmesi
suretiyle kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmek hususunda
ishar buyurulan samimiyete teşekkürlerimi arz eylerim,
Şemseddin Bey son günlerin geciktirdiği müzakere ve kararlar
hakkında siz biraderlerine malümat arz eylemiştir.
Hüseyin Beyde Suriye ve Ermenistan Fevkalade Komiseri iken
İstanbul yolu ile Paris sulh konferansına giden François
George Piqueau'nun Heyet-i Temsiliye'ye katılmak üzere
Sivas'a gelmesindeki sebebi izah edecektir. Bu buluşmaya ait
bir hülasa şifre ile takdim edildiği gibi bir sureti de
Hüseyin Beyle takdim edilmiştir. İtalya'nın İstanbul
Fevkalade Komiseri Mösyö Malis evvelce bazı mütalaalarını
mektupla bildirdiği gibi bu defa da Sivas'a hususi bir memur
göndererek iki taraf için bir anlaşma zemini araştırmaya
başlamıştır. İngilizlerin Erzurum Kars havalisindeyken
tanıştığımız ve sonradan Harbiye Nazırlarının daveti üzerine
Londra'ya giden Kaymakam Rovlson bu defa İstanbul'a dönmüş
ve görüşmek üzere Sivas'a gelmek istediğini Trabzon'daki
mümessilleri vasıtasıyla bildirmiştir. Rovlson Londra'ya
hareket edeceği sırada Erzurum'da veda etmek üzere görüşmüş
ve "avdetimde daha müsait şartlar dahilinde
görüşebileceğimizi ümit ederim." demişti. İstanbul
umumiyetle Şarkta İngiliz siyasi memurlarının Türkleri
tanımakta ve Trakya hakkında takip ettikleri siyasette
yanlış yola gittiklerini ve bunda İstanbul muhiti ile
Osmanlı Hükümet merkezinin zararlı amil olduklarını ilave
etmişti.
Amerika Tahkikat Heyeti Reisi General Harbord ile Sivas'ta
uzun uzadıya vuku bulmuş olan görüşmemizde müşarünileyhin ve
Şarkta bulunan bütün Amerikalıların lehimizde olduğu
anlaşılmış ve sonradan alınan mevsuk malümattan Harbord
raporunun lehimizde yazıldığı anlaşılmıştır. Yalnız, Amerika
ahalisi senelerden beri aleyhimizde işittikleri
propagandanın tesirinden kolaylıkla kurtulamayacakları
itiraf olunmuştur.
Avrupalıların Türkiye hakkındaki niyetleri memleketimiz
üzerinde azami derecede ve daimi emin bir surette
menfaatlerinin temini merkezindedir. Menfaatlerine uygun
zemini hazırlamak ve temin etmek için dayanmak istedikleri
sebep ve bahaneler: Osmanlı Hükümetinin aczi ve azınlıkların
korunması için teminat.
Toplanacak olan Meclisi Mebusan, millete dayanır, vakur ve
azimli bir vaziyet alırsa, millet ve vekillerine cidden
mesnet olabilecek tam birlik gösterirse, mahvolmaktan
kurtulabileceğimize emniyetim vardır.
Milletimizi mevcut ters ve zararlı cereyanlar arasında
kuvvetli bir bütün halinde tutabilmek her şeyden evvel zat-ı
biraderleri gibi kıymetli hamiyetli kumandan
arkadaşlarımızın himmet ve fedakarlıklarına bağlıdır.
Mülkiye memurlarının başında bulunanlarının ekseriya
mütelevvin olduklarını tecrübe göstermiştir. İşlerinde en
hamiyetli olanlar bile daima askeri kumandanlara uymaktan
başka bir şey yapmamışlardır.
Teşekküre ve hamde şayandır ki bugün istisnasız tekmil
kolordu kumandanları arkadaşlarımız büyük bir iyi niyetle
kurtuluşu noktasında fikirlerini birleştirmiş ve milleti
müşekkel bir hale getirmek için alicenabane ve azimkarane
bir surette çalışmaktadırlar.
Benim ve elyevm beraber bulunan Rauf Bey, Bekir Sami Bey
gibi arkadaşlarımızın pek dikkatli olarak çalıştığımız
esaslı nokta, bütün mesaimizin, arkadaşlarımızın
düşüncelerine mutabık ve milli umumi efrarın muhassalasına
uygun olmasıdır.
Buna rağmen Hüseyin Beyin, yolda bazı kimselerden bizim
hiçbir vakit hatır ve hayalimizden geçmemiş ve geçmeyecek
olan zararlı fikirler propaganda edildiğini söylemesi cidden
teessürümüzü mucip oldu.
Mesela, diktatörlük gibi... Bu fikrin ne kadar manasız
olduğu izan erbabınca kolaylıkla takdir olunur. Bir de bu
hususta zerre kadar şüphe ve tereddüte düşen namus ve
hasiyet erbabı için Heyet-i Temsiliyeye fiilen dahil olarak
işbirliği etmek ve davranışları kontrol etmek daima
mümkündür.
İstanbul'da bulunan yüksek zevatın serbest olanları, Ahmet
İzzet Paşa vesaireyi devam ettim. Fakat bu gibiler hayatını
tehlikeye koymak istemez, huzur ve rahatını feda edemezse ne
yapılır?
Memleket ve milletin içinde bulunduğu elim şartlar, sonumuz
hakkındaki karanlık ihtimaller bir an vicdan huzuru ile
dönüşülecek olursa milli vahdeti, çalışmamızdaki ahengi
bozacak ve kıl-ü kale sebebiyet verenler hakkında ne hüküm
verilmek lazım geleceği kendi kendine anlaşılır
Heyeti temsiliye yakında Kayseri, Kırşehir üzerinden
Ankara'ya ve oradan da Eskişehir yakınında Seydigazi'ye
gidecektir. Bu intikali henüz mahrem tutmaktayız. Maksat,
Eskişehir'den temin olunacak mebusların toplanmasına temas
edebilmektir. Oraya intikal edecek Heyeti Temsiliye'ye,
yeniden her liva mebuslarından Heyeti Temsiliye azası olarak
davet olunacak birer mümessil ile takviye olunacaktır.
Muvakkat bir toplantı ve kısa bir fikir danışmasından sonra
Heyeti Temsiliye bir kısım azasıyla orada kalacak, geri
kalanlar İstanbul'a gidecektir. Oralara geldiğimizde
yakınlığı hasebiyle zat-ı ali-i biraderleriyle de müşerref
olmayı temenni ederim.
Refet kendiliğinden İstanbul'a gidivermiş. Cephenin bir an
evvel deruhtesi hakkındaki bildirileri üzerine kendisine
yazdım, hatta habersiz İstanbul'a gidişini biraz da tenkit
ettim.
Hürmetle gözlerinizden öper ve diğer arkadaşların selam ve
muhabbetlerini takdim ederim kardeşim."
M . Kemal
|
|
|
|
Yüklenme Süresi 0,078sn
|
|